Ya hayata gerçekten âşık olsaydık neler olurdu acaba bize? Ya Thoreau’nun da teşvik ettiği gibi, gerçekliğin gerçekten harika olduğunu düşünseydik nasıl değişirdi hayatlarımız? Ya onun tavsiyesine uyup “sadece gerçekliği düzenli olarak gözlemleseydik”? Hayatlarımız onun işaret ettiği gibi, bir peri masalına benzer miydi gerçekten? Ya hayatın getireceği önemli şeyleri aramaya başlasaydık? Başkalarının zaafından faydalandığı aptallara mı dönüşürdük, yoksa hayatın heyecan verici, neşeli ve harika olduğunu mu görürdük?

-JAMES A. KITCHENS