Plakaların üzerine atılan tozlar ve frekanslarla evrenin estetik/matematikel algısını gün yüzüne çıkaran deneyler. Cymatics, sesin frekanslarını izleyebildiğimiz eski bir deney yöntemi. Metal plaka üzerine verilen titreşimlerin, kum tanelerini belli bir forma sokması mantığı üzerine kurulu. Bu ve benzeri deneyleri müzikle bir araya getirmenin tadını Yeni Zelandalı müzisyen Nigel Stanford’ın videosuyla deneyimledik. Nigel, okyanus ötesinde kafayı kırıp 18 aylık yoğun bir çalışmanın ardından, Faraday kafesinden Cymatics deneylerine uzanan bir video hazırlamış. Ben de interneti bu kadar hızlı ele geçiren bu yaratıcı zihinle az biraz sohbet etme şansı yarattım. Bakın neler konuştuk:

İçinde hem sanat hem bilmi barındıran bir proje yapmaya nasıl karar verdin?
Müzikçalarlardaki ekolayzırlartan tut, Winamp ve iTunes görsellerine kadar müziğin görselleştirilmesine her zaman ilgiliydim. Ama birçoğu benim için ufak bir hayal kırıklığıydı, çünkü sadece mikslenmiş stereo parçalar kullanılarak görselleştirilme yapılıyordu. Bas için ayrı, gitar için ayrı bir görsel oluşturmayı hep çok istedim. Sonra maddeyi sesle hareket ettirebileceğimi gördüm ve bu fikir ortaya çıktı.

Bilime zaten merakla mıydın?
Sadece hobi olarak! Akustik ve rezonanstan anlıyorum ve deneylerin birçoğu de bunun üzerine kurulu.

Böyle bir projeye başlarken ilk ilham kaynağın neydi?
1999 yılında beyindeki ses ve görsel fonksiyonların bozukluğunu anlatan  ‘Synesthesia’ adında bir belgesel izlemiştim. Bu rahatsızlığa sahip olan insanlar renk gördüklerinde ses duyabiliyorlar, ya da ses duyduklarında renk görebiliyorlardı. Benim böyle bir rahatsızlığım yok, ama her zaman bas frekanslarının kırmızı, tizlerinse beyaz olduğunu hissetmişimdir. Bu bana her sese uygun görsel bir elementin olduğu video yapmanın süper bir fikir olabileceğini düşündürdü. Yıllar sonra Cymatics, yani ses frekanslarını görselleştirme üzerine bir kaç video izledim ve bu fikir ortaya çıktı.

Projenin çekim ve araştırma süreçleri ne kadar sürdü?
Araştırma sanırım 3 ay kadar. Bir ayda gerekli araçları inşa ettik ve 2 günde de çektik. Çok uzun sayılmaz. Toplamda videonun başlangıcından bitişi 18 ay sürdü.

Bilim dünyasından favorin var mı? Kim ve neden?
Sanırım DaVinci, çünkü hem bilim insanı, hem sanatçı ve her ikisinde de çok iyi.

Müzikal duruşun bilime çok yakın duruyor. Bilimin en çok hangi alanıyla ilgilisindir? Evren, uzay ya da elektronik ve mühendislik mi?
Bilim ve teknolojiyle ilintili her şeye ilgimi çekiyor. Uzay da bunun bir parçası. Hepsi birbiriyle ilgili aslında.

Disiplinlerarası çalışmalar hakkında ne düşünüyorsun? Eğer fırsatın olaydı neleri bir araya getirmek isterdin? Bize biraz hayal ettiğin projelerinden bahseder misin?
Yaptığım şey aslında hayal ettiğim bir projeydi, şimdi ise bir sonrakini düşünmeliyim. Bir sonraki hayalim, sanırım bir mühendislik dükkanına giriş ayarlamak ve belki de robotik işler.

Sese göre deney değil, deneylere göre müzik yaptın. Ters yönde çalışmak nasıl bir şeydi? Hoşlandın mı?
Hiç sorun olmadı. Her enstrüman için bazı limitlerim vardı. Mesela, kum plakası anlık değildi ve her notanın şeklinin oluşması için uzun bir süre aynı kalması gerekiyordu. Limitlerimin olması iyiydi aslında. Sonsuz olasılığınız yoksa, birşeyleri yapmak daha kolay olabiliyor.

Canlı çalıyor musun ve performanslarında bu deneyleri kullanmayı düşünüyor musun?
Uzun zamandır canlı performans yapmadım ama yapmak isterim. Hemen hemen tüm deneyleri canlı da kullanabiliyorum.

Wellington’da hayat nasıl?
Wellington yaşamak için müthiş bir yer, ama aynı zamanda dünyanın en rüzgarlı şehri!

Bize biraz Yeni Zelanda’daki müzik scene’inden bahseder misin?
Uzun bir zaman çok küçük bir scene vardı. Ben büyüdüğümde, stüdyolar gitmek için çok pahalıydı ve birçok grup güzel kayıtlar yapamıyordu. Radyolar sadece Amerika ve İngiltere’den parçalar çalıyordu ve yılda belkide bir kez Yeni Zelanda parçası duyabiliyordunuz. Sonra bilgisayarla kayıt bu işi epey ucuzlattı ve internet insanları kolayca bir araya getirmeye başladı. Bir yandan Yeni Zelanda albüm satışlarıyla hayatta kalmak için çok küçük bir yer. Yine de tümüne baktığımda daha önce olduğundan iyi şu an. İnternet olmadan Lorde gibi birinin ortaya çıkması imkansız olurdu. Eminim Lorde diğer Yeni Zelandalı şarkıcılardan çok daha fazla ilham verici.

Frekanslar ve müzik arasındaki ilişkiye dair ne düşünüyorsun? Bu konuda ne hissediyorsun?
Ses belli bir frekansa sahip olduğunda onu nota olarak algılıyoruz. İki nota frekans oluşturup birlikte güzel ses çıkarırlarsa, müzik akoru oluşuyor. Örneğin LA saniyede 440’lık bir döngüye, Mİ ise 660’lık bir döngüye sahip ve bu diğerlerinden 1.5 kez daha hızlı demek. Bu da demek oluyor ki her 1.5’luk döngülerde iki nota bir araya geliyor. Her nota akoru birbiriyle ilişkili ve her akor da yine birbiriyle matematiksel olarak ilişkili. Bunları biliyorum ama müzik yaparken çok da düşünmüyorum. Genellikle aklımda bir parça mırıldanıyorum ve onu bilgisayara yazıyorum.

Cymatics videodandaki deneylerden en çok hangisini seviyorsun? Bir favorin var mı?
Sanırım Ruben alev tüpü en eğlencelisiydi. Görsel olarak çok cool’du, kontrolü kolay ve tutarlıydı. Artı, onu ben yaptım!

English Version