BEYİN DALGALARIYLA OYNAMAK

Akıl okumak, telekinezi, beyin dalgalarıyla nesneleri hareket ettirmek kulağa pek bilimsel gelmiyor olabilir. Fakat artık internetten bile kolaylıkla sipariş edebileceğiniz beyin dalgalarını okuyabilen cihazlar sayesinde, düne kadar imkansız gözüken birçok şeyi bugün yapabiliyor durumdayız.

BEYNİMİZ KALP KIRIKLIĞINI NASIL ALGILIYOR?

Her birimiz, hayatın bir noktasında boşanma, ayrılma, sevdiklerimizin ölümü gibi nedenlerle sosyal bağlantımızı tehdit eden sosyal olaylar yaşamışızdır. İlginç bir şekilde, bu deneyimleri fiziksel acıya benzer şekilde tarif ederiz.

17 YAŞINDA BİR ÇOCUKTAN MATEMATİĞİ DEĞİŞTİRECEK ÇÖZÜM

Ivan Zelich başarıya çok da yabancı değil. Geçen yıl Avustralya başbakanından matematikteki başarıları için sertifika almış. İki yaşında konuşmaya, üç yaşında da negatif sayıları anlamaya başlayan bir çocuk için bu durum pek de şaşırtıcı değil. Onun gelecekten beklentisi de şöyle: “Dünyaya pozitif bir katkı sağlamak listemin en tepesinde, göründüğü kadar basit.”

KARADELİKLERDEN KAÇMANIN BİR YOLU VAR!

Yıldızların kendi çekimleri nedeniyle içlerine göçmeleri sonucu oluşan kara delikler öyle güçlü bir çekim gücü oluşturuyorlar ki, ışık bile onlardan kaçamıyor. Kara deliğin içine düşen herhangi birşey, aşırı çekim kuvveti yüzünden parçalanıyor ya da ondan bir daha hiç haber alınamamacasına yok oluyor.

İNSAN BEYNİ YETİŞTİRMEK Mİ?

Bilimciler laboratuvarda insan beyni yetiştirmenin formülü çözdüler. Ohio State Üniversitesi araştırmacıları, 5 haftalık fetüsün olgunluğundan bir beyin üretmeyi başardılar. Bir silgi büyüklüğündeki beyin, genlerin ortalama %99’unu barındırıyor. Böyle bir deneyin sonucunda insan beyni üzerinde yapılabilecek araştırmalar çok daha hızlanabilir gibi gözüküyor. Bakalım Ray Kurzweil’in öngördüğü gibi önümüzdeki 5 sene içerisinde beynin çalışma mekanizmasını tamamen çözebilecek miyiz?

SÜPERBİLGİSAYARALAR, HENÜZ BİR BEYİN KADAR OLAMADINIZ!

Yakın gelecekte yapay zeka krallığının ilan edildiği bir gelecek kurgusu yatıyor gibi gözükse de, yeni çalışmalar gösteriyor ki dünyanın en güçlü bilgisayarı bile insan beyninin sadece %30’u kadar bir güce erişebiliyorlar. Belki de robotlarla hayal ettiğimiz gelecek meselesini biraz daha ertelememiz gerekebilir.

HER FUTURİSTİN KİTAPLIĞINDA BULUNMASI GEREKENLER

Herşeyi bilen çok yaşlı bir adamla tanıştığınızı hayal edin. Kuantum fiziğinden, evrime, Tanrı’dan, yerçekimine, ışık fenomenlerinden göreceliğe birçok konuyu basit bir dille anlatan bu bilge adam, tüm parçaların nasıl birbirine oturduğunu da gösteriyor. Bir anda herşeyi anlamak nasıl bir his olabilir? Büyük cevabı belki bulamayabilirsiniz, ama God’s Debris de, gerçeklik hakkındaki en heyecan verici vizyonu yakalayabilirsiniz. Bir anlamda düşünce deneyi gibi: Yaşlı adamın gerçekliği anlatırken nerede yanlış olduğunu bulmaya çalışacaksınız.

KANSERİ KAPATALIM BEYLER

Nature Cell Biology’de yayınlanan çalışmaya göre kanserli hücreleri kapatmanın yolu, bir tür kırmızı ışık görevi gören miRNA adı verilen küçük bir molekülde gizli. Bu küçük ama insanlık için büyük molekülün asıl fonksiyonu bir tür protein olan PLEKHA7’yi aktive ederek hücre bölünmesini durdurma mesajı taşıması.

RAY KURZWEIL: YAPAY ZEKANIN GELECEĞİ

Yapay Zeka bir devrime vesile olacak mı? Özellikle bu işe kafayı takmış, singularity (tekillik) konusunda emin adımlarla ilerlediğimize inanan Ray Kurzweil için devrim çoktan başladı bile. Yine de sosyal varlığımızı ve gelecek teknolojileri düşünürsek, ciddi bir dönüşümün eşiğinde olduğumuz da kaçınılmaz.

PLAZMA CAMİASININ ‘SİYAH ATI’

Bilimciler uzun zamandır nükleer füzyondan temiz bir enerji kaynağı oluşturmanın peşindeler. Max Planck Plazma Fizik Enstitüsü bu konuda yeni bir yöntem üzerine çalışıyor. Geçtiğimiz sene, 1.1 milyon saatin sonunda dünyanın en büyük ve türünün tek örneği olan Stellarator adını verdikleri nükleer füzyon makinasını tamamladılar. Bir sürü farklı katmandan oluşan ve plazma fizik camiasının “siyah atı” olarak bilinen Stellarator’un W7-X katmanın bile yapımı 19 sene sürmüş. Mühendisler, bir sene süren yoğun testlerin ardından 1.1 milyar dolarlık makinayı yakında ateşleyecekler.

MEDİTASYON SIRASINDA ZİHİN

Wisconsin Üniversitesi’nde yapılan çalışmada Ricard’ın kafatasına 256 adet sensör yerleştirildi ve meditasyon yapması istendi. Ricard, “şevkat” üzerine odaklandığı bir meditasyona başladı. Bilimciler kısa süre içerisinde gamma dalgalarının tüm beyinden yayılmaya başladığını gördü. Ayrıca sol prefrontal kortekste aşırı bir aktivite gözlendi. Peki bu ne anlama geliyordu? Mutlu olmak için gamma dalgalarına mı ihtiyacımız var?

SİNİRBİLİMCİLERE GÖRE MUTLU OLMANIN YOLLARI

Herkes bir şekilde mutlu olmanın formülünü arıyor olabilir. Bu durumda en güvenilir kaynak tabi ki, beynin işleyişi konusunda zombiye bağlayan sinirbilimciler olabilir.

NURTOPU GİBİ YAPAY ZEKA

Illinois Üniversitesi’nde yapılan teste göre en yetenekli yapay zekanın ortalam zekası 4 yaşında bir çocuğunkine eş değer. IQ testleri, insan zekasını ölçme üzerine kurulu bir test yapısı, ve tabi ki bazı sorularda bilgisayarlar bizden kat kat daha hızlı ama iş çevreyi algılama ve değerlendirmeye geldiğinde bu zeka yetersiz kalabiliyor ve hala bir bilinç geliştirmekten uzak olduğunu net ortaya çıkarıyor.

SİNİRBİLİM VE BUDİZM

“Sinirbilimde genellikle “kişilik” beyin tarafından yaratılmış bir illüzyon olarak görülür. Bana göre, beyin ve beden, bu fiziksel çevre ile birlikte işleyebilmek için bir tür kendilik bilinci yarattı. Bu yüzden onun sadece bir illüzyon ya da bir yapı olduğunu söylemek biraz yanlış yönlendiriyor.”

CODERDOJO İSTANBUL

İrlanda’da başladı, tüm Dünya’ya yayıldı. Programlama kulüplerini destekleyen CoderDojo Vakfı, 600’dan fazla Dojo’ya öncü oldu. Bu sayede 7-17 yaş arası çocuklar bilgisayar/programlama ve teknoloji kültürü etrafında buluşup birlikte üretmeye başladı.

NIGEL STANFORD: MÜZİĞİ GÖSTERENLER

Plakaların üzerine atılan tozlar ve frekanslarla evrenin estetik/matematikel algısını gün yüzüne çıkaran deneyler. Cymatics, sesin frekanslarını izleyebildiğimiz eski bir deney yöntemi. Metal plaka üzerine verilen titreşimlerin, kum tanelerini belli bir forma sokması mantığı üzerine kurulu. Bu ve benzeri deneyleri müzikle bir araya getirmenin tadını Yeni Zelandalı müzisyen Nigel Stanford’ın videosuyla deneyimledik. Nigel, okyanus ötesinde kafayı kırıp 18 aylık yoğun bir çalışmanın ardından, Faraday kafesinden Cymatics deneylerine uzanan bir video hazırlamış. Ben de interneti bu kadar hızlı ele geçiren bu yaratıcı zihinle az biraz sohbet etme şansı yarattım.

SİBERPUNK

Cyberpunk… Bilim kurgunun genellikle bilgi teknolojilerini yeteri kadar göz önünde bulundurmamasının sonucu olarak kurgulanan bir hikaye. Karanlık ve sisli yeraltı insanları, mega şirketler, bilginin teknolojiyle yükselişi, yetenekli yapay zeka programları ve tüm bunlara karşı duran hacker’lar; bilginin krallığının tehlikeli düşmanları…

MINERALIZE

Mineral, kristalleşen inorganik kimyasal bir bileşen. Doğal; her parçası bütünün özelliklerini taşır; belli bir kimyasal formülü var; çoğunlukla katı nadiren sıvı ve inorganik. Laboratuvarda da üretilebilir ama bu sentetik kimyasal bileşikler mineral sayılmazlar. Yapay minerallerin de kristal iç yapıları olsa da, doğada rastlanmazlar.

JÜPİTER: BÜYÜK KIRMIZI LEKE

Jupiter’in meşhur kırmızı noktasını bilenler bilir. 400 yıldır bitmek bilmeyen antisiklonik bir fırtınanın eseri olarak uzayda kendini gösteriyor. İlk kez Robert Hooke tarafından 1664 yılında gözle görülür oluyor. Boyutları hakkında fikir sahibi olmak isterseniz şöyle örnekleyebilrim; Dünya’mız bu lekedeki beyaz fırtınanın olduğu alanı kaplıyor, toplam fırtına alanı ise Dünya’nın ortalama 4 katı büyüklüğünde. Hubble’dan alınan son bilgilere göre boyutu şimdilerde biraz küçülmeye başlamış. Fırtınanın hızı ise ortalama 500 km.

STEPHAN TILLMANS: ADA LOVELACE

Televizyonlar kapanır ve açılırken içlerindeki tüplerden dolayı enteresan ışık gösterileri yapabilirler, farkeden etmiştir. Fakat Stephan Tillmans işi biraz daha öteye götürerek bu görsellerden bir fotoğraf serisi hazırlamış, adını da ilk bilgisayar kodunu yazmaya çalışan kadın programcı Ada Lovelace’a adamak istemiş.

ART & DESIGN


CODERDOJO İSTANBUL

İrlanda’da başladı, tüm Dünya’ya yayıldı. Programlama kulüplerini destekleyen CoderDojo Vakfı, 600’dan fazla Dojo’ya öncü oldu. Bu sayede 7-17 yaş arası çocuklar bilgisayar/programlama ve teknoloji kültürü etrafında buluşup birlikte üretmeye başladı.

ESKİ NERD’LERDEN KİM KALDI: MEHMET KIZILAY

Hayata nasıl başladığımız pek de önemli değil aslında dedirtecek cinsten bir hikaye Mehmet Kızılay’ınki. Sigortacılık işlerine girdiğinde, dijital dünyaya bulaşmak sadece bir hayalken herşeyi bir kenara koyup şehri terketti. Bu işlerin merkezi İngiltere’de master’ını yapıp geldikten sonra yetenekleri de gün yüzüne çıktı. Önce e2’nin kanal tasarımlarını yaptı, ardından NTV derken, Emmy’e kadar uzandı yolculuğu. Teknoloji girişimcilerini konu alan Silikon Vadisi dizisinin giriş animasyonunu yaptı, isometrik dünyasında Palo Alto’nun tüm detaylarını 10 saniyede anlattı. Şimdi yeni stüdyosu Kraken’da yeni işleri için denizlere açılıyor.

DOĞADAN İLHAM ALAN AKUSTİK GALAKSİ: YAYBAHAR

Yaybahar ismi bir gecede milyonlarca insan tarafından duyuldu. Üstelik sadece ismi değil, biçimi, tınısı ve icrasıyla da aniden yoğun bir ilgi odağı haline geldi. Analog olmasına rağmen dijital bir synth sesi çıkarması bir yana, daha önce hiç duyulmamış galaktik ama bir o kadar da doğal ses derinliğiyle temas etti insanlara. Onu tüm diğerlerinden ayrı kılan asıl özelliği ise, ardındaki isim Görkem Şen’in de galaktik bir zihne sahip olmasıydı.

LADISLAV SUTNAR: YENİ AMERİKAN TİPOGRAFİSİ

Yeni Amerikan Tipografisinin tartışıldığı 1959 ‘New Yorks Type Directors Club’, konsferansın dikkat çeken iki konuşmacısını ikiye ayırdı. Bunlar, Herb Lubalin ve Ladislav Sutnar’dı. Amerikan tipografisinin çirkinliğinden dem vuran ve bu çirkinliği sürdürmenin büyüleyici bir şeyleri ortaya çıkarabileceğini savunan Herb Lubalin’in aksine Sutnar, ‘The New Typography Expanding Future’ manifestosuyla tüm Amerikan tipografi zihniyetini değiştirmeyi hedefliyordu.

MINERALIZE

Mineral, kristalleşen inorganik kimyasal bir bileşen. Doğal; her parçası bütünün özelliklerini taşır; belli bir kimyasal formülü var; çoğunlukla katı nadiren sıvı ve inorganik. Laboratuvarda da üretilebilir ama bu sentetik kimyasal bileşikler mineral sayılmazlar. Yapay minerallerin de kristal iç yapıları olsa da, doğada rastlanmazlar.

BENOIT PAILLE: ALTERNATİF MANZARALAR

Alternatif manzara fikri, Benoit Paille’nin aklına 2011 Christmas’ında düşmüş. Garip yerlerde kendi resimlerini çekerek oyalanırken, bir anda karşısına çıkan bir Christmas ışıklandırmasından ilham alır ve onu en yakın ormana götürüp ağaçlara sararak fotoğraflamaya başlar. Orman ve aydınlatma fikrinden yola çıkan sanatçı, manzara ya da mekana bakışını ışık üzerinden nasıl araçtıracağını düşünmeye başalar ve 1×1 cm büyüklüğünde 300 LED ışıklı ve dimmer’lı bir küp tasarlayıp tekrar kendini ormana atar. 30 saniyeden 4 dakikaya uzanan bekleme süreleriyle ormanı ışıklandırarak çektiği fotoğraflar gerçekten de şiirsel bir zaman/mekan algısı yaratıyor.

STEPHAN TILLMANS: ADA LOVELACE

Televizyonlar kapanır ve açılırken içlerindeki tüplerden dolayı enteresan ışık gösterileri yapabilirler, farkeden etmiştir. Fakat Stephan Tillmans işi biraz daha öteye götürerek bu görsellerden bir fotoğraf serisi hazırlamış, adını da ilk bilgisayar kodunu yazmaya çalışan kadın programcı Ada Lovelace’a adamak istemiş.

MARCO DENEVI: ARAP KALİFGRAFİSİ

Kaligrafi tekniği, Arap alfabesinin sanatsal ifade aracı olarak kullanıldı ve İslam kültürünün bir mirası olarak sanat tarihindeki yerini aldı. Çoğunlukla Arapça’da çizgi/tasarım/yapı anlamına gelen “khatt” sözcüğüyle tanımlanır. Kaligrafinin gelişmesi ve yaygınlaşması Kuran ile ilişkilidir. Kuran’la kurduğu derin dinsel ilişiki, kaligrafinin İslam kültürü için ifadesini daha da güçlendirmiştir. İslam kaligrafi eğitiminde usta-çırak ilişkisi halen devam eder ve çırak ustasının el yazısını kusursuz bir şekilde taklit edinceye kadar çalışmaya devam eder.

MATTHIAS HEIDERICH: YANSIMA SERİLERİ

Hamburglu sanatçı Matthias Heiderich, mavi-sarılı şeker gibi olmasının yanısıra, köşeler ve gölgelerle de oynayan fotoğraflarla tarzını bariz bir şekilde ortaya koyanlardan. 3 boyutlu ya da dijital bir imaj gibi gözüken mimari fotoğrafları, örüntüler ve grafik öğelere odaklanıyor. Genellikle kuleler, merdivenler ve tasarım binalar üzerinden ilerleyen sanatçının renk seçimleri de onu özgünleştiren değerlerden.

STEVEN L. BRUNTON: MÜHENDİS SANATI

Steven L. Brun­ton aslında makine mühendisi ama o kadar zamanlık kod mecarasına “generative art” alanında çalışmalar eklemeyi de kendine yol bilmiş. Warhol, herkes bir günlüğüne meşhur olacak derken, herkesin birgün mutlaka kendini sanatta ifade edebileceği bir alan yaratacağını söylemek istemiş olabilir mi?

AUROVILLE: 40 YILDIR SÜREN FUTURİST KOMÜN

Auroville (Şafak Şehri), 1968 yılında Mirra Alfassa ve mimar Roger Anger tarafından kurulan, Hindistan’ın Viluppuram bölgesindeki deneysel komün kasaba. “Anne” olarak anılan Mirra Alfassa, Hinli, şair, yazar, yogi, guru Sri Aurobindo’nun takipçilerindendi ve erkeğin geçiş sürecinde olan bir varlık olduğuna inanırlardı. İyi niyetli ve istekli insanların daha iyi bir dünya için bu evrensel kasabada bir araya gelmelerinin geleceği etkileyeceğini düşünmüşler. Bir tür Hint Rönesası’nın da öncüsü oldu. 1966 yılında Hint Hükümeti’nin izni ve UNESCO’nun desteğiyle kuruldu ve 40’ı aşkın süredir de devam ediyor.

ALEXEY TITARENKO: GÖLGELER ŞEHRİ

1983 yılında mezun olan Alexey Titarenko 70’lerden beri fotoğraf çekiyor. Fotoğraf camiasında pek iyi bilinen Leningard fotoğaf kulübü Zerkalo’nun 78’den beri üyesi ve ilk sergisini de kulüp bünyesinde gerçekleştirmiş. 89 yılında Perestroika’ya gelen sanatçı Sovyet propagandasıyla resmi bir ilişki kurmasa da, “Terminoloji İşaretleri” adlı sergisini bağımsız komünist ideoloji alanı Ligovka 99’da yaparak ilgi toplamaya başlıyor.

İÇERİK TALEBİ


Sanat, doğa, bilim, teknoloji, sosyoloji, yapay zeka, bilinç, meditasyon, araştırma, psikoloji alanında içerik isterseniz, iletişime geçebilirsiniz.

Your Name (required)

Your Email (required)

Your Message