DEMO SCENE

Demo’lar sadece programlamaya ilgisi olanların büyük bir tutkusu. Eğer gençseniz, bilgisayarlarla vakit geçirmeyi seviyorsanız ve boş vaktiniz varsa, sizi etkileyebilecek ya da yönlendirecek üç yol var. Ya başkalarının sistemlerini hack’lersiniz, ya kopya korumasına karşı crack’ler yazabilirsiniz ya da demo’lar üretirsiniz.


MEDİTASYON SIRASINDA ZİHİN

Wisconsin Üniversitesi’nde yapılan çalışmada Ricard’ın kafatasına 256 adet sensör yerleştirildi ve meditasyon yapması istendi. Ricard, “şevkat” üzerine odaklandığı bir meditasyona başladı. Bilimciler kısa süre içerisinde gamma dalgalarının tüm beyinden yayılmaya başladığını gördü. Ayrıca sol prefrontal kortekste aşırı bir aktivite gözlendi. Peki bu ne anlama geliyordu? Mutlu olmak için gamma dalgalarına mı ihtiyacımız var?


SİNİRBİLİMCİLERE GÖRE MUTLU OLMANIN YOLLARI

Herkes bir şekilde mutlu olmanın formülünü arıyor olabilir. Bu durumda en güvenilir kaynak tabi ki, beynin işleyişi konusunda zombiye bağlayan sinirbilimciler olabilir.


ERTELEME HASTALIĞI (PROCASTINATION)

Sürekli eylemleri ve görevleri erteleme halidir. Psikologlar, bu tür insan davranışlarını bir işe başlama, tamamlama ya da karar verme süreçlerinin getirdiği endişeyle başa çıkma yöntemi olarak tanımlarlar. Birey açısından sürümcemede kalma ya da erteleme hali strese, suçluluk duygusuna, üretimi kaybetme riskine, yaratım krizlerine ve sorumluluklarını yerine getirmediği için diğerleri tarafından onaylanmamaya sebebiyet verebilir. Böylece, bu duyguların tetiklenmesi gelecek procrastination’ların da yolunu yapar. (Hastasıyım insan endişelerinin)


LADISLAV SUTNAR: YENİ AMERİKAN TİPOGRAFİSİ

Yeni Amerikan Tipografisinin tartışıldığı 1959 ‘New Yorks Type Directors Club’, konsferansın dikkat çeken iki konuşmacısını ikiye ayırdı. Bunlar, Herb Lubalin ve Ladislav Sutnar’dı. Amerikan tipografisinin çirkinliğinden dem vuran ve bu çirkinliği sürdürmenin büyüleyici bir şeyleri ortaya çıkarabileceğini savunan Herb Lubalin’in aksine Sutnar, ‘The New Typography Expanding Future’ manifestosuyla tüm Amerikan tipografi zihniyetini değiştirmeyi hedefliyordu.


MINERALIZE

Mineral, kristalleşen inorganik kimyasal bir bileşen. Doğal; her parçası bütünün özelliklerini taşır; belli bir kimyasal formülü var; çoğunlukla katı nadiren sıvı ve inorganik. Laboratuvarda da üretilebilir ama bu sentetik kimyasal bileşikler mineral sayılmazlar. Yapay minerallerin de kristal iç yapıları olsa da, doğada rastlanmazlar.


BENOIT PAILLE: ALTERNATİF MANZARALAR

Alternatif manzara fikri, Benoit Paille’nin aklına 2011 Christmas’ında düşmüş. Garip yerlerde kendi resimlerini çekerek oyalanırken, bir anda karşısına çıkan bir Christmas ışıklandırmasından ilham alır ve onu en yakın ormana götürüp ağaçlara sararak fotoğraflamaya başlar. Orman ve aydınlatma fikrinden yola çıkan sanatçı, manzara ya da mekana bakışını ışık üzerinden nasıl araçtıracağını düşünmeye başalar ve 1×1 cm büyüklüğünde 300 LED ışıklı ve dimmer’lı bir küp tasarlayıp tekrar kendini ormana atar. 30 saniyeden 4 dakikaya uzanan bekleme süreleriyle ormanı ışıklandırarak çektiği fotoğraflar gerçekten de şiirsel bir zaman/mekan algısı yaratıyor.


STEPHAN TILLMANS: ADA LOVELACE

Televizyonlar kapanır ve açılırken içlerindeki tüplerden dolayı enteresan ışık gösterileri yapabilirler, farkeden etmiştir. Fakat Stephan Tillmans işi biraz daha öteye götürerek bu görsellerden bir fotoğraf serisi hazırlamış, adını da ilk bilgisayar kodunu yazmaya çalışan kadın programcı Ada Lovelace’a adamak istemiş.


MARCO DENEVI: ARAP KALİGRAFİSİ

Kaligrafi tekniği, Arap alfabesinin sanatsal ifade aracı olarak kullanıldı ve İslam kültürünün bir mirası olarak sanat tarihindeki yerini aldı. Çoğunlukla Arapça’da çizgi/tasarım/yapı anlamına gelen “khatt” sözcüğüyle tanımlanır. Kaligrafinin gelişmesi ve yaygınlaşması Kuran ile ilişkilidir. Kuran’la kurduğu derin dinsel ilişiki, kaligrafinin İslam kültürü için ifadesini daha da güçlendirmiştir. İslam kaligrafi eğitiminde usta-çırak ilişkisi halen devam eder ve çırak ustasının el yazısını kusursuz bir şekilde taklit edinceye kadar çalışmaya devam eder.


MATTHIAS HEIDERICH: YANSIMA SERİLERİ

Hamburglu sanatçı Matthias Heiderich, mavi-sarılı şeker gibi olmasının yanısıra, köşeler ve gölgelerle de oynayan fotoğraflarla tarzını bariz bir şekilde ortaya koyanlardan. 3 boyutlu ya da dijital bir imaj gibi gözüken mimari fotoğrafları, örüntüler ve grafik öğelere odaklanıyor. Genellikle kuleler, merdivenler ve tasarım binalar üzerinden ilerleyen sanatçının renk seçimleri de onu özgünleştiren değerlerden.


STEVEN L. BRUNTON: MÜHENDİS SANATI

Steven L. Brun­ton aslında makine mühendisi ama o kadar zamanlık kod mecarasına “generative art” alanında çalışmalar eklemeyi de kendine yol bilmiş. Warhol, herkes bir günlüğüne meşhur olacak derken, herkesin birgün mutlaka kendini sanatta ifade edebileceği bir alan yaratacağını söylemek istemiş olabilir mi?


ALEXEY TITARENKO: GÖLGELER ŞEHRİ

1983 yılında mezun olan Alexey Titarenko 70’lerden beri fotoğraf çekiyor. Fotoğraf camiasında pek iyi bilinen Leningard fotoğaf kulübü Zerkalo’nun 78’den beri üyesi ve ilk sergisini de kulüp bünyesinde gerçekleştirmiş. 89 yılında Perestroika’ya gelen sanatçı Sovyet propagandasıyla resmi bir ilişki kurmasa da, “Terminoloji İşaretleri” adlı sergisini bağımsız komünist ideoloji alanı Ligovka 99’da yaparak ilgi toplamaya başlıyor.


DAVID OPE: HİPNOTİK GİFLER

DVDP (David Ope), Tumblr’da şovunu GIF’le yapan sanatçılardan. Epeydir usanmadan derinleştiği GIF aleminde yaklaştığı temalar daha çok fiziksel hareket odaklı ve hipnotik.


JEONGMOON CHOI: ANALOG AMA SANAL

Güney Koreli sanatçı Jeongmoon Choi, şu sıralar Berlin’de takılanlardan. Sanata bir ressam olarak başlamış, fakat bir gün kullandığı materyallere bakış açısını değiştirmeye diş fırçasıyla başlayınca, işler değişmiş. Şimdilerde kendine yeni bir alan ya da oluş yaratma peşinde. Deneyimle materyal arasında çatışmalar yaratarak ters köşeye yatıranlardan. Choi bu işinde herhangi bir odayı “black light”ve ipler kullanıp, bilgisayar tarafından üretilmiş bir görsellik yakalıyor. Böylece deneyim tamamen analog olmasına rağmen sanki sanal bir alana bakıyormuş hissi veriyor.


LAURENT ZYLBERMAN: TİBER SEYAHATİ

Eric Meyer yeni kitabı Tibet, The Last Scream için fotoğrafçı Laurent Zylberman ile bir araya geldi. Zylberman, Tibet halkının askeri baskıya maruz kaldığından beri sosyal, dini ve ekonomik açıdan nasıl etkilendiği üzerine 17 siyah beyaz fotoğraftan oluşan güçlü bir seri hazırladı. Yalnızca bir sanat işi değil, aynı zamanda haber fotoğrafçılığı anlamında da değer taşıyan fotoğraflar, Tibet halkına dair de önemli bir bilgi kaynağı.


TAKAHIRO KURASHIMA: ANALOG HAREKETLER

Siyah beyaz çizgili bir asetattan neler yaratılabildiğini gördüğünüzde, interaktif düşünmenin aslında analog çözümlerden nasıl da zarif geçebildiğini anlayabiliriz. Bu minimal ama etkili çözüm Japon tasarımcı Takahiro Kurashima’nın aklına gelmiş ve Lars Müller Publisher’la anlaşıp Poemotion’ı ortaya çıkarmışlar.


RAINER KOHLBERGER: PİKSEL PİKSEL UYGULAMA

Berlinli kod sanatçısı Rain­er Kohlberg­er fotoğrafları pikselleştirerek algıyı dönüştüren PXL uygulamasını iTunes pazarına koydu. 9 farklı stil belirleyen sanatçının ürettiği görselleri PDF’e dönüştürüp istenilen boyda çıktı almak da mümkün.


KILLIAN ENG: BİLİM KURGU SEYAHATİ

Kilian Eng, bir tür sci-fi seyahat master’ı gibi. Gittiği alemler, tasvir ettiği mekanlar öyle acayip ki, tüm o renklerin içinde gözle görülür bir Ghost in the Shell havasında bilim kurgu dünyası oluşturmuş. Tam anlamıyla bir çizgi roman dehası da denebilir. Tüm işlerine ulaşmak için Behance.